30 Temmuz 2010 Cuma
Hoşgeldiniz,   Üye olmak için tıklayınız | Şifremi unuttum
Kullanıcı Adı:   Şifre:  
YukselYilmaz
Carpe Diem

» Yazarın Diğer Yazıları
1679
Puan
Gezdiği Yerler: Nepal, Hindistan, İngiltere, İskoçya, Kırgız Cumhuriyeti, Türkmenistan, Thailand, Venezuela, İran, Irak, Azerbaycan, İsveç, Almanya, Hollanda, İtalya, Avusturya, İsviçre, Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Polonya, Belçika, Sırbistan, Bosna Hersek, Hırvatistan ve Türkiye' nin 60' dan fazla ili.








Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 2098
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 129

Del.icio.us

İlgili Geziler
Tarihi Yarimada Fotograf Turu

Likya Yolu'nda Yürü(yeme)mek
Türkiye > Antalya
Kategorisi: Genel     |     Gezi Tarihi: 20 Ekim 2008 Pazartesi     |     Yazı Tarihi: 31 Ekim 2008 Cuma

''Tesadüfen dikildim,
Asırlarca büyüdüm,
İnleyerek yıkıldım!''
Sanırım bir ağaç dilimizi konuşmasını bilseydi, hayatını böyle anlatırdı....

Bu yazıyı nedense birisine hediye etmek geldi içimden. Çok düşündüm ve sonunda buldum:
''Hani Temmuz'daki Manavgat orman yangınının ardından bir şahış demişti ya, adını bilmiyorum, 'Yanan ormanlarla birlikte keneler de yanmıştır!' İşte o sahısa hediye ediyorum bu yazıyı. Keneler için de Allah rahmet eylesin!:-)''

Bu kez gezim günübirlik bir gezi, bugüne kadar belki de daha önce en az 10 kez yürüdüğüm, doğa yürüyüşü sevenlerinin yakından bilip, tanıdığı Likya Yolu'nun bir parçasına uzanıyor. Olympos - Adrasan arasındaki yürüyüş rotası:  Bu kez bu rotayı yürümem, diğerlerinden farklı idi. O güzelim kızılçam, çilek ağacı ormanları, Sonbaharın güzelliği olan Siklamenler (Dağ Menekşesi), bu kez yerini küllere bırakmıştı. Olympos'tan Musa Dağı'na yükseldikçe yeşil renkler yerini kızıl renge bırakmış, ve adeta bir hüzün sergiliyorlardı. Yanmış, ardından yıkılmış devlere benziyordu ulu Kızılçamlar. Ateşin hızlı geçip, tümüyle yakamadığı Çilek Ağaçları ise, dallarını eğmiş, ormana girmek isteyen, kendilerini katleden insanlara engel olmak için, 'bir daha gelmeyi buraya' dercesine, kalan son gücünü kullanarak dallarıyla yolları kapatmak ister gibiydiler bu kez. Orman hüzün kokuyordu. Buradaki hüzün kokusu ise ateşti. İnsanların her ne amaçla olursa olsun, haksız ve acımasızca yaktığı ateş...

Bence bu yolculuğu kelimelerle anlatmak zor. Ne gerek var ki, resimler ortada, onlar herşeyi anlatıyor zaten. Her resim bir ağaç, bir gelecek, bir nesil, bir acı.

Bir orman yangının boyutunu daha iyi kavramak açısından burada küçük bir açıklama yapmak istiyorum:
Bu Yaz sadece Manavgat - Beşkonak'ta çıkan orman yangınında yaklaşık 12.000 Hektar orman alanı kül olmuştur.

Bakalım yaklaşık kaç tane ağaç yanmış? (12.000 Hektar 17.000 futbol sahası büyüklüğünde bir alanı kapsar)
12.000 Hektar 120.000 Dekar olduğuna göre,
120.000 Dekar da 120.000.000 metrekare olduğuna göre,
ortalama 10 metrekarade bir ağaç yetiştiğini varsayarsak,
12.000.000 ağaç yanmıştır. Kelimeyle ifade etmek gerekirse 12 Milyon ağaç demektir yanan.
Yani İstanbul'da yaşayan insanların tümünün ağaç olduğunu varsayarsak, tüm İstanbul nüfusu yok oldu demektir. Bu örneği yanan ormanları daha iyi tahmin edebilelim diye yazıyorum...
Not: Sevgili Binrotalı'lar, bunlar büyük rakamlar, aranızda matematikçi vardır, bir hatam varsa uyarın beni, bundan gerçekten memnun olurum!


Bahsettiğim ormanın görüntüsü bir zamanlar böyledi. Ekim ayı geldiğinde Toros Dağlarında, ormanların alçak kesimlerinde kelimenin tam anlamıyla 'yer, gök' Dağ Menekşeleri ve Güz Çiğdemleri ile dolar. Ormanlar bir renk şölenine bürünür...


                                                                         Bir varmış, bir yokmuş....

''Tesadüfen dikildim,
Asırlarca büyüdüm,
İnleyerek yıkıldım!''
Bu dizeler ağacın acısını anlatır, bu acıda yıllar, nesiller, geçmiş ve gelecek saklıdır. Bu acıda, ağacın heybeti kadar heybetli bir acı saklıdır...






                      Yanmış, yıkılmış ve yıkılan Kızılçam ağaçları - onlarca yıllık emeğin yok oluşu...

Bir savaş alanını andıran görüntüler ve yanık kokusu...



Doğanın isyanı. İnsanlar her ne kadar gaddar olursa olsun, bu çilek ağacı fidanı başını küllerin arasından çıkararak olanlara siddetle inat ederek, sıkılmadan, usanmadan, tekrar başı dimdik, kendini yaşama hazırlıyor.


                                                   Merhaba, dünyaya hoş geldin, Çilek Ağacı (Lat. Arbutus)!


                                                                                                      Bir tane daha.....

Bakmayın bu ağaçların hala ayakta durduğuna. Bunlar ölüp te ayakta kalanlar, en geç 2 ay sonra bunlar kesilip, yerine yenileri dikilecektir. Bu ormanın tekrar yangın öncesi haline gelmesi en az 50 yıl sürecek. Tabii, bu 50 yıl içinde tekrar yeni bir yangın olmazsa...


                                            Bunlar Sonbahar renkleri değil, bir orman için ölümün renkleri...

Bu Sonbahar Çiğdemlerinin (Colchicum autumnale) bazı dillerdeki adı 'zamansız açan'dır. Ve Sonbaharda kural tanımadan açar. Aynen burada olduğu gibi.


                                                                                          Küllerin arasındaki yaşam...

Hayat tekrar başlıyor! Küllerin içinden doğan bir ışık gibi Dağ Menekşelerinin (Cyclamen)hayata dönüşü.




                                                                                                        Bir çilek ağacı...




                                                                                 Bu ağaçlar tekrar yeşermeyecek...

Ne dersiniz, sevgili Binrotalı'lar, Ormanlarımız bu şekilde çok daha güzel değil mi?



Bunlar Olympos'ta Temmuz ayında çıkan yangına ait sadece bazı görüntüler. Yerli ve yabancı birçok insanın büyük bir sevgiyle yürüyüp, gezdiği bu doğa yürüyüşü parkuru elbette artık gezilemeyecek. Gezilse bile o eski, veya yukarıda görüldüğü görüntüye onlarca yıl sahip olamayacak. Biz ormanlarımızı bilinçli bir şekilde sevmediğimiz sürece bu bitmez, tükenmez olduğunu zannettiğimiz (bu elbette böyle değil!) bu ormanlar daha çok yanacaklar.

Ama en önemlisi, yanan ormanlardan çok daha önemli, yangında ölüp giden keneleri unutmamak lazım. Onlara da Allah rahmet eylesin :-)

Bu tür zihniyetleri ciddiye almamanız dileğiyle, Sağlıcakla kalın,
Yüksel




DİĞER ANTALYA YAZILARI
TÜMÜ

 ARKADAÞIMA GÖNDER
 

YAZI İLE İLGİLİ YORUMLAR

cherryblossomgirl



01.11.2008 01:01
aslında konu itibariyle önce forumlarımıza mı alsak bu yazıyı diyecektim ama sonra vazgectim, cunku bu da bir gezi yazısı, doğa yürüyüşü adına Olympos-Adrasan yolunu anlatırken orman yangınlarına bağlamışsınız konuyu, ve bu çok önemli konuya ne kadar güzel değinmişsiniz. fotoğraflar da cabası.. umarım daha çok insana ulaşır bu fotoğraf ve yazılar ve duyarlılığımız artar orman yangınları konusunda. sevgiler...
Kedim



01.11.2008 02:01
Valla gec oldu agirdi iletisimim.Fotolar cok guzel .Desteklerim tabiiki....
mctumer



01.11.2008 08:00
Çok sevdiğim Kemalpaşa Dereköy de yandığı zaman böyle hissetmiştim ve yıllarca oraya gidememiştim. Bir ormean yangını bu kadarmı etkileyici anlatılır. O simsiyah olmuş ayakta ölen ağaçlar tıpkı Sarıkamışta donarak ayakta ölen askerlerimiz gibi. O enkazın içinden fışkıran hayat. Bu kadar zalim olan insanoğluna hala küsmeyen ve insadına direnen bir doğa. İçimi acıtsa da fotoğraflar muhteşem eline gönlüne sağlık
OyaÖzgen



01.11.2008 12:44
İşte yine özel bir çalışma ! Duyarlı bir doğa sever, olaylarla ilgili bir vatandaş ,başarılı tespitler ve akıcı bir anlatım. Bu arkadaşımız da Binrota'nın kazanımlarından biri bence.Tebrikler.
vg



05.11.2008 08:34
çok yazık olmuş ama dediğin gibi asıl üzücü olan bizi yönetenlerin mantalitesi .. binrota olrak olarak bu konuda başlatıcağın her kampanyada var olacağız ..
rapunzel_my



05.11.2008 21:31
Yine yazmışsınız doğrusu, elinize sağlık. ir sonraki yazınızı merakla bekliyorum. Bir ağacın bütün bir yaşamını tek bir cümleye sığdırmışsınız. Kutluyorum sizi...
tandemege



20.12.2008 20:02
merhba Yüksel bey Olimpos Adrasan parkuru benimde favori yürüyüş parkurlarımdandır. Değindiğiniz konu gerçekten çok önemli hele bu yaz Antalya civarında yanan kısımları yapılan trekking turlarında gördükçe konun aslında ne kadar vahim olduğuna tanık oluyorum duyarlı yaklaşımınız için tebrikler. son yüklediğiniz fotoğrafdaki çiçekler harika görünüyor ışık gölge oyunları ile izlemesi zevkli bir kare tebrikler...
hburcu



29.12.2008 23:39
Tebrikler. Keşke şuradaki notları o cahil ınsanların kafasına yerleştirebilsek. paylaştığınız için teşekkürler.
moyiss



17.06.2009 13:20
yine yaz geldi ve yine korkuyorum, yazınızda bahsetmiş olduğunuz zihniyetteki insanlardan... o fotografların o derece kötü görünümlü olmasına neden olanlar ve kenelerin neticesi ile ilgili kendilerince müthiş çözümü bulan insanlardan... söyledikleriniz o kadar doğru ve yerinde ki ama bir şeyleri değiştirmeye yeter mi bilemiyorum... ülkemde tema, daha ilkokulda çocuklara ağaç sevgisi aşılamak için çocuk akıllarıyla(küçümsemek değil niyetim) uğraşsın,piknikler yapıp onlara fidan diktirsin,ama yurdumun pek güzel insanı sebep olsun ağaçların; "tesadüfen dikildim, asırlarca büyüdüm, inleyerek yıkıldım!" demesine...
YukselYilmaz



17.06.2009 16:01
Sevgili moyiss, herhalde 2 haftaya kalmaz kıvılcımlar ortalıkta dolaşmaya başlar diye korkulu bir bekleyiş içindeyim. Umarım hiç olmaz. Belki haftada bir yanından geçiyorum Beşkonak yangınının. Yanan ormanların yeri soluk bir renge bürünmüş, sanki ölümün rengi bu. Antalya - Alanya karayolundan bakıldığında Serik'ten Manavgat a kadar ormanlarda tek bir ağaç bile kalmamış. Tema çok gerekli, ancak yetersiz. Tema ne devlet tarafından, ne de halıkımız tarafından yeterince desteklenmiyor. 'Ormanı bekçi değil, sevgi korur' sözleriyle ormanlar maalesef korunmuyor. Çocukları eğitmek Tema'nın işi değil, ancak Tema öğretmenleri eğitebilir. Ancak öğretmenlerimiz o kadar yetersiz ve ticari bir statüye sahipler ki, çocukların bu konuda gelecekte de cahil kalacaklarından eminim. Hangi öğretmen hayatında ormanlarda doğa yürüyüşüne gitmiş ki, gidipte hangi bitkiyi araştırıp, bunun adını öğrenmiş ki? Ben ilkokulu Almanya'da okudum. Biz sınıf gezisine ormanlarda doğa yürüyüşüne, bitkileri öğrenmeye giderdik. Senin anlayacağın bende doğa sevgisi 8 yaşında başladı. Yani sevgi çocuklara bu şekilde aşılanmalı, ama eksik olan, çocuklara bu aşıyı yapacak seruma sahip hemşirelerimiz. Ne seruma sahipler, ne de aşı yapmasını bilmiyorlar.
Toplam Kayıt: 12 Gösterim Adedi: ««  Önceki       Sonraki  »»
ARKADAÞIMA GÖNDER
Ana Sayfa | SSS | Yasal Uyarı | İletişim |   RSS
Copyright. All Rights Reserved. Binrota.com.
|