Arkadaşlar ilk yurtdışı gezim oldu. Bundan sonra da her 6 ayda bir sağlığım elverdikçe Avrupanın çeşitli yerlerine gitmek istiyorum. Hollandayı tercih etmemin nedeni vize işlemlerim için davet mektubu ve beni gezdirecek arkadaşımın olmasıydı. Bayram tatili boyunca toplam 8 gun kaldığım Hollandaya Amsterdamın Sport havaalanında arkadaşım tarafından karşılandım. Cok buyuk bir havalanı, otoparkı o kadar büyükki aracınızı parkettiğiniz yeri bile bulmak çok zor olduğundan insanlar kafasında kodlasın diye Hollandaya özgü inek-peynir-yeldeğirmeni gibi çeşitli simgelerle levhalamışlar.

Ülke dümdüz tek derecelik eğim yok. Yollara çok özenmişler. otobanların kenarlarına cam yapmışlar yollardan gelen seslerden kenardaki evlerde yaşayanlar rahatsız olmuasın diye..medeniyet bu olsa gerek..

2 saatlik yolculuktan sonra Breda'ya arkadaşımın kaldığı eve ulaştık. Hollandanın tüm şehirleri birbirine en fazla 1er saat uzaklıkta. şehir merkezleri, herbiri 12., 13. yy dan kalma katedrallerin etrafında kurulmuş. Breda da bunlardan birisi.

Avrupa birliğinin kalbi olan Maastrich şehri Hollanda'nın en doğusunda, Almanya sınırında. Burada daha fazla resmi daireler ve bizdeki Ankara gibi kamu kurumunlarının yoğun olduğu bir resmilik havası olur sanmıştım ama eser yok.. bu arada Tüm Hollandanın en pahalı ve lüks restorantlarının ve kiraları yüksek tiki dükkanlarının olduğu cadde de burada.
İlk defa okyanus gördüm, bir farkı yokmuş bizim Akdenizden :) Kumsalı çook buyuk ve geniş çünkü akşamları ve yılın belli zamanlarında deniz seviyesi taa yola kadar ilerliyormuş. bu yüzden limanın bacakları da leylek ayağı gibi havada asılı gözüküyor.
