09 Eylül 2010 Perşembe
Hoşgeldiniz,   Üye olmak için tıklayınız | Şifremi unuttum
Kullanıcı Adı:   Şifre:  
Resif


» Yazarın Diğer Yazıları
237
Puan
Gezdiği Yerler: Almanya-Frankfurt am Main, Hannower, Vlotho, Sarstedt








Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 654
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 85

Del.icio.us

İlgili Geziler
Unkapanı' ndan Fener' e

Arykanda' da bir yaz gecesi rüyası...
Türkiye > Antalya
Kategorisi: Kültür/Sanat     |     Gezi Tarihi: 24 Temmuz 2006 Pazartesi     |     Yazı Tarihi: 31 Ocak 2009 Cumartesi
               .... Bugün olanca işini bıraktı. Nasıl olsa çocukların okulu yoktu, herifte arkadaşları ile Kızlara  çıkmıştı. (Kızlar Sizvrisi) Yan komşusu Emine ile sözleştiler. Uzun zaman olmuştu köye konser gelmeyeli. Kim bilir kimler gelecekti. Sabahı zor ettiler....
                Yola erken çıkacaklardı. Emine' nin kocası pazara giderken onları hemen aşağıda bıraktı. Epey yolları vardı gidecekleri. Ama aldırmadılar...İlk indikleri yerde buz gibi kaynak suyu çıkan çeşmede soluklandılar biraz. Yanlarında mısırcılar vardı, lezzetli sıcak sıcak haşlanmış mısır yediler birer tane. Mis gibi kokuyordu süt mısırlar. Bahçelerinden taze toplayıp haşlayarak gelip burada yoldan geçenlere satıyorlardı. Emine ile mısırlarını bitirip son kez buz gibi sudan içip biraz da yanlarına alarak yola koyuldular. Yeni başlayan yokuşu başladılar tırmanmaya. İleride narlar çiçek açmış bekliyorlardı, yarenlik etmeye yollarına...


               Yürürlerken, yukarıda kaya mezarları görülebiliyordu. Her çıkışlarında kendi kendilerine bu kayaların bu şekilde buralara nasıl geldiğini, nasıl inşaa edildiğini tartışır, bir türlü bir sonuca ulaşamazlardı. Hep bir gizem kalırdı içlerinde. Nihayet tabelanın yanına gelmişlerdi... Üzerinde Arykanda yazıyordu...


               Güneş tepeyi geçmiş yavaş yavaş dağın üzerine yatmaktaydı. Dağın kızıllığı, tepelerdeki kral mezarlarına vurmuştu. Kral mezarlarının tümü, üzerlerinde açılan koskoca deliklere olan utançlarından dolayı kızarmaktaydı. İnsanoğlu neden bu kadar hırslıydı? Ya da olan hırsını yaşatmak için kullanamaz mıydı? Çevresini tahrip etmesi nedendi!? Bütün bunları düşünmeden kadınlar tabelanın başında gölgeye oturmuş yanlarına almış oldukları sudan birer yudum alarak soluklandılar. Sonra daha yukarı... en yukarı çıkmaya başladılar. 
               Artık o yıllardalardı. Bu coğrafyanın kurulduğu zamanlarda. Karşı kayalardan Likyalılar çıkacaktı sanki. Etraf dingin, ama doğa hareketliydi kendi içinde aslında görülebilinirse tabi ki. Yukarılarda harabeleri gezdiler, incelediler sanki ilk defa geliyormuşcasına. Halbu ki defalarca gelmişlerdi buralara. Yıllar yıllar önce, çocukluklarında anne ve babaları davar otlatmaya getirmişlerdi yukarlarda onları. Bilememişlerdi o zamanlar buraların değerini....

               Kim bilir onlardan sonra çocukları da duyarlı olurlardı. Yapmazlardı onların yaptıkları hataları. Zarar vermemek yeterli değildi galiaba, sahip de olmak gerekliydi. Vakit kaybetmeden yukarı tiyatroya varmaları gerekliydi. Kalabalık olacak gibiydi. Nereden haber olmıştı bu kadar insan Haticeler' in köyündeki konseri? Hatice, hemen aşağıda, harabelerin altında birini gösterdi sanki televizyonda görmüş gibiydi onu.



               Geçerken itinalı kurulmuş bir alan gördüler. Pek de kimse yoktu. Acaba onları da kabul ederler miydi buraya? Neyse ne gerek vardı ki, konsere gelmişlerdi sonuçta. Son birkaç uzun basamakları kalmıştı. Hava da iyiden iyiye kararıyor, basamakları görmekte zorlanıyorlardı. Arkalarında çok sayıda ziyaretçi onları takip ediyorlardı. Bunun verdiği güvenle son kuvvetlerini yüzlerce sene önce inşaa edilen basamaklara bırakıp yukarı tırmandılar. Ve...işte tiyatrodaydılar...


               Bir çok kişi gelmiş oturmuştu bile yerlerine. Kendilerine kuytuda bir yer baktılar. Pek kimseyi rahatsız da etmek istemediler. Akşam iyiden iyiye kendisini göstermiş, dağların olanca güzelliğini yutuvermişti bile. O anda yalnızca aydınlanan tiyatro vardı sahnede. Ve tiyatronun üstüne düşen insan silüetleri...
               Sahneye konser ekibi çıkmış (Tekfen Filarmoni Orkestrası), hazırlıklarını yapmaktaydılar. Ortam o kadar nemliydi ki davul çalan sürekli davula düşen nem zerreciklerini silmek zorunda kalıyordu. Keman çalanlar terden enstrümanlarının bozulmaması için çeneleri ile kemanları arasına peçete koyuyorlardı. Birde bu kadar yolu bu ağır enstrümanlar ile çıktıklarını düşündüklerinde köylerinin değeri gözlerinde bir kat daha arttı Emine ile. 


                  Karşılarında, orkestra önünde duran adamın, şu anda bulundukları harabeleri ilk araştıran arkeolog olduğunu duydular. Saygıyla dinlediler seksen küsur yaşındaki adamın, şu anda bulundukları yere ait anılarını. Sonra konser başladı, hayale daldı Emine ile birlikte... Davar otlatmaya buralara çıktığı günlerden, yabani at sürülerini yine bu dağlarda kovaladıkları ilk genç kızlık zamanlarını düşündüler... Sonra gecenin  ağırlığı çöktü üzerlerine, konser bitiminde sabırla çıktıkları basamaklardan usul usul inerek evlerinin yolunu tutup, karanlıkta kayboldular...

  

                  ''Fotografladığım bu aykırı ağaç gibiydiler. İki aykırı köylü kadını... Ağacın dalları gibi aykırı çıkıp gelmişlerdi bu yıllanmış yorgun taşların üzerine oturmuşlardı. O konseri bizimle birlikte sabır ve dikkatle seyrettiler. Gözlerini hiç ayırmadılar şeften. Sanki konserin bir yerinde kendilerine de bir görev verilecekti, onu bekliyorlardı. Konser bitiminde ayaktalardı, saygıyla alkışladılar, kuvvetlice... Sonra, sonra kayboldular... Bir tek ağaç kaldı bekçi, tiyatroda tüm kötülere inat... Bana da bütün bunlara öykünmek kaldı...

Göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim...






Şehiriçi Ulaşım
Antalya' dan Batı Antalya Tur dolmuşları ile Finike'ye gitmek gerekiyor öncelikle. Ancak Arykanda' ya ulaşım ancak özel araç olmalı ya da araç kiralanmalı.
Şehirlerarası Ulaşım
Antalya' ya Türkiye' nin her yerinden kara ya da hava yolu ile ulaşılabilinir.
Konaklama
Finike' de konaklamak için küçük pansiyonlar bulunmakta.
Yeme-İçme
Finike içinde yemek yenilebilir. Ancak Arykanda' ya gidilirken, yolun sağında küçük bir ırmak takip edilirken ırmak kenarına kurulan alabalık lokantalarında yemek yenilebilir.
Eğlence
Arykanda tarihi kalıntılarını manzara eşliğinde dolaşırken eminim çok eğleneceksiniz.
Görülmesi Gereken Yerler
Arykanda tarihi kalıntıları, eğer vaktiniz olursa, Arykanda' ya sapmadan yola devam ettiğinizde şimdilerde kurumuş olan Avlan gölü ortasından geçirilen yoldan geçerek (Antalya' nın en yüksek dağı) Kızlar Sivrisine ulaşabilir. Koruma altına alınan çam ağaçları arasında kamp kurulabilir.
Özel Günler-Etkinlikler
Her yıl olmamakla birlikte, Arykanda' da klasik müzik konserleri olmakta.
Alışveriş
Burada alış veriş, doğadan insana olan karşılıksız verilen bir huzur duygusundan başka bir şey değil...



DİĞER ANTALYA YAZILARI
TÜMÜ

 ARKADAÞIMA GÖNDER
 

YAZI İLE İLGİLİ YORUMLAR

abidindemir



31.01.2009 13:09
Emeğine sağlık sevgili kardeşim. keyifle okudum yazınızı.
abt_smyrna



31.01.2009 17:05
Ağaç ve kökleri yaşama dair her şeyi sorgulatıyor en çok takıldığım nokta oldu. Teşekkürler farklı bakış açınız ve yansıttıklarınız için ...
tütü



31.01.2009 17:23
Başlık ve öykü eşliğinde Arykanda çok hoş.Teşekkürler...
oymakas



31.01.2009 21:06
Keyifli bir Akdeniz akşamına yaptırdığın yolculuk için teşekküler.
EYLÜLADA



31.01.2009 21:51
Umut Bey'in kaleminden yeni bir hikaye, yeni bir yolculuk. Kaleminize sağlık...
vg



31.01.2009 22:08
bu anlatım tarzın harika .. ellerine sağlık
BÜLTER



01.02.2009 11:16
değişik bir tarz, okuması hoş...
enise



01.02.2009 14:58
Doğrusu yazının ilk satırlarını okuyunca bir yerden alıntı yazı ile başladınız sandım.Okuyup bittiğinde ise yüzümde ki tebessümle mutlu bir şekilde kendime geldim.Bu yorumu yazmadan hemen diğer yazınıza döndüm onuda okumuşum.Çok güzel eline sağlık.
hburcu



01.02.2009 23:56
Nekadar hoş bir anlatım olmuş. Süperdi. Ellerinize sağlık.
keremcem09



02.02.2009 16:00
BEN baktığınız açıdan bakamazdım teşekkürler.
Toplam Kayıt: 12 Gösterim Adedi: ««  Önceki       Sonraki  »»
ARKADAÞIMA GÖNDER
Ana Sayfa | SSS | Yasal Uyarı | İletişim |   RSS
Copyright. All Rights Reserved. Binrota.com.
|