YEŞİL HUZUR: SAPANCA
Yaklaşık on-onbeş sene önce ailece görüştüğümüz ve çok sevdiğimiz Muzaffer Amca’lar, bizi Sapanca’daki yeni evlerine çağırmışlardı. Sapanca’yı sayelerinde keşfettik, çevreyi gezdik, siteleri gördük ve ailem orada bir ev edinmek istedi. Yaklaşık 10 senedir, Kırkpınar köyü’ndeki sitelerden birinde bulunan evimize her haftasonu gidiyorlar, kar, kış, yaz, güz dinlemeden…
Sapanca’ya arabayla gittiğinizde, İstanbul’dan yaklaşık 1–1,5 saatlik bir mesafede. Tem yolundan Sakarya yönünde ilerleyip Sapanca Arifiye sapağından sapmanız gerekiyor. Sol tarafta Sapanca Kırkpınar köyü, girişteki ilk köy. Sonra yan yana köyler devam ediyor. Sağ taraftan giderseniz ise Sapanca’nın merkezine gitmiş olursunuz. Merkezde, depremde çökmüş olan Vakıf Otel’in yerine yapılmış olan Richmond Spa Otel var.
Ben ailem kadar fazla gidemiyorum Sapanca’ya, üç-beş ayda bir gidiyorum. Ama gittiğimde de bana çok iyi geliyor. Sapanca, huzur dolu, sakin, yemyeşil doğa harikası bir yer. Gölün ve dağın birarada olduğu bir cennet adeta… Özellikle dağa doğru çıkıldığında göl manzarası muhteşem... Sapanca göl kenarında birçok tesis var. Birçok kafe ve dinlenme yerleri var ve oldukça keyifli vakit geçirilebiliyor. Göl kenarına attıkları hamaklarda keyifli zamanlar geçirebilirsiniz.

Ayrıca Sapanca gölü, yelken sporuna çok elverişli bir göl ve burada düzenli olarak yelken yarışlarını görmeniz mümkün. Ayrıca kürek sporu için de parkurlar bulunuyor. Türkiye kürek Milli Takımı antremanlarını ve kampını da Sapanca Gölü'nde yapmaktadır. Kırkpınar’da bir paintball sahası da var. Bir de sportif aktivitelerden bahsederken yeni öğrendiğim birşeyi paylaşayım. Göl üzerinde küçük helikopterlerle gezmeniz mümkün. Helikoptere hocayla biniyorsunuz elbette, bir biniş 50 tl. Göl çevresi dışında 10 ve 50 km’lik dağ parkurları grup yürüyüşleri için ideal ortamlar sunuyor. Motorsiklet grupları da Sapanca’yı tercih ediyorlar. Genelde Pazar günleri kalabalık motor gruplarını görebilirsiniz.
Sapanca’da alabalık lokantaları meşhur… Kiremitte peynir meşhur… Özellikle Sapanca merkezde İstanbuldere isimli mekânda bulunan alabalık lokantası, şahane bir yer. Köyün ortasından gürül gürül akan İstanbuldere, eskiden ormanlardan elde edilen tomrukları İstanbul'a ulaştırmak için yegâne yolmuş. Bu yüzden köyün ilk adı İstanbuldere… Bir süre sonra Ulviye köyü olarak anılan İstanbuldere’nin, şu anki kayıtlardaki ismi de İstanbuldere Köyü olarak geçmektedir.

Bunun dışında özellikle Kırkpınar ve Maşukiye köylerinde çok keyifli kahvaltı edilebilecek mekanlar var.

Sapanca’dan bahsederken Kartepe’den bahsetmemek de olmaz. Ben hiç gitmedim ama burada üç senedir kayak sporu yapılıyor. Burası Kocaeli ve Sapanca çevresinin en yüksek tepesi. Burada bildiğim kadarıyla kalınabilecek ve hizmetlerinden faydalanabilinecek bir otel var, The Green Park Resort. Burası İstanbul’a yakınlığı ve spor imkanı sağladığı için oldukça ilgi çekiyor.
En son Sapanca’ya gittiğimde Kırkpınar’da çok sevindiğim bir kulüple karşılaştım. Benim çok ilgimi çeken bir rahatsızlıkla ilgili: otizm’le. Buranın adı Sportizm Otizm Gençlik ve Spor Kulübü. Merak edip araştırdım, güzel bir internet siteleri var, merak edenler için linkini vermek isterim: http://www.sportizm.org.tr/Default.Asp?Page=Category&SubCategory=222&CategoryID=51
Bir haftasonunuzu Sapanca’ya ayırmanızı tavsiye ederim. Hazır bunu söylemişken, site üyelerimizden sevgili Asuman Tümer biz binrotalıları Sapanca’ya davet ediyor, kendisi yılın büyük bir bölümü, zamanını orada geçiriyor, bize Sapanca’yı gezdirecek, eğer ilgilenirseniz, etkinlik takvimimize bakabilirsiniz.
Sapanca'da çektiğim bazı görüntüler:






