30 Temmuz 2010 Cuma
Hoşgeldiniz,   Üye olmak için tıklayınız | Şifremi unuttum
Kullanıcı Adı:   Şifre:  
cherryblossomgirl
editor is back!

» Yazarın Diğer Yazıları
5469
Puan
Gezdiği Yerler: Ankara, İzmir, Antalya, Fethiye, Kemer, Belek, Olympos, Kapadokya, Safranbolu, Bartın, Bodrum, Çeşme, Sapanca,Amerika,Almanya, Belçika, Hollanda, Fransa, Tunus, Prag, İngiltere...








Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 1403
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 94

Del.icio.us



Almanya,Belçika,Fransa, Hollanda Dörtlemesi
Avrupa > Hollanda
Kategorisi: Genel     |     Gezi Tarihi: 01 Mayıs 2003 Perşembe     |     Yazı Tarihi: 07 Nisan 2009 Salı

Almanya, Belçika,Fransa, Hollanda Dörtlemesi

 

Aslında binrota’ya ilk üye olduğumda bu yazının bir özetini girmiştim ama şimdi detaylandırmak istiyorum. İlkyazımda da anlattığım gibi ben Rotaract kulübü üyesiyim. Daha doğrusu üyesiydim, yaş haddinden dolayı artık değilim ama sağolsunlar hala çağırıyorlar benimle ilgili bir konu olduğunda, toplantılara...

 

EUCO isimli bir organizasyon var, her sene bir ülkede tüm dünyadan Rotaractlar buluşuyor, hem tanışıp kaynaşıyor, hem tatil yapmış oluyor, hem de yapılan etkinlikler, işler, projeler konuşuluyor, paylaşılıyor, ortak projeler oluşturuluyor. 2003 yılında buluşulacak ülke Hollanda, şehir Amsterdam’dı. Kaçarı yok, gitmeliydim. Birlikte gitmeyi düşündüğüm arkadaşlarımdan Hande’nin bazı akrabaları Belçika’da yaşıyorlarmış. Bana nişanlısıyla birlikte bir öneride bulundular. Biz bu yolculuğa birkaç gün öncesinden başlayalım, Almanya’ya gidelim, orada araba kiralayalım, Tolga diye bir arkadaşımız var, onunla buluşalım ve onunla Köln’ü gezelim. Daha sonra, Belçika Genk’e geçerek Hande’nin akrabalarında kalırken Brugge, Brüksel, Genk, biraz da Belçika’yı tanıyalım ve nihayetinde Amsterdam’a gidelim.

 

Bundan daha cazip bir teklif olamazdı herhalde. Pasaportlarımızı ayarladık, uçak biletlerimizi aldık ve herşey hazırdı. Almanya’da bizi Tolga karşıladı. Hemen gidip bir araba kiraladık. Daha sonra gotik ve ihtişamlı Köln Katedrali’ni ve çevresini gezdik, şehri ikiye bölen Rhein Nehri’ni gördük. Bir hostel’de kaldık, Kölsch ve daha birçok bira çeşidi denedik ve çok eğlendik. Daha sonra Tolga’yı da alarak Hande’nin akrabalarının evlerine gittik. Genk çok ilginç bir yer, her yer çok düzenli, yemyeşil bahçelerle çevrelenmiş şahane villa tipi evler var. Genke yeşil şehir isminin takılmış olduğunu öğrendiğimde şaşırmadım, gerçekten etrafa baktığınızda, yeşil ve düzen kelimelerini düşünüyorsunuz. Genk’te tam 85 milliyetten insan yaşıyormuş, 4000 kadarı da Türk’müş. İş olanakları bakımından da Belçika’nın üçüncü ekonomik şehri… Bir akşam yakındaki pub’lardan birine gidelim dedik ve ilginç biralar içtik burada.
 
Belçika’dan Tolga’yı uğurladıktan sonra, Amsterdam’a gitmeden önce bir günümüzün boş kaldığını farkettik ve schengen vizesi şımarıklığıyla Paris’e gitmeye karar verdik. Fakat daha önce planlanmış bir şey olmadığından kalacak yerimiz yok ve Paris’e gidip te düzgün bir hostel’de o gece için yer bulmak imkansıza yakın. Açıkçası denemedik bile, Champs Elyssees ve Eyfel Kulesi’ni gezdikten, Eyfel’e yakın bir parkta sandviçlerimizi yedikten sonra akşam bir pub’da birşeyler içtik ve geceyi arabanın içinde geçirdik.
 





Birkaç saatlik rahatsız bir uykudan sonra yola çıktık ve İstanbul’dan yeni aramıza katılacak olan arkadaşlarımızın Brüksel’de olduklarını öğrendik, yanlarına gittik. Brüksel’de Grand Place, Atomium ve Europapark’ı gezdikten sonra gelmişken Brugge’yi de görelim dedik ve bu masal şehire adımımızı attık. Ben o ana kadar en çok Brugge’den etkilendim. Eski şehir merkezini, kanalları ve o masallardan çıkmış gibi olan evleri görünce gerçekten kendimi hayal aleminde zannettim.












 

Artık Amsterdam’a gitme zamanıydı, arabalara bindik ve Amsterdam’a vardık, bize kalacağımız söylenen hosteli zar zor, geç saatte bulduk. Her birimiz başka odalara konmuştu (kaynaşma hesabı J) ve geç saatte vardığımız için herkes odalarına yerleşmiş, uyuyordu. Ben, bana söylenen odaya gittiğimde iki ranza, bir normal yatakla karşılaştım, bir ranzanın üst katı dışında hepsi doluydu ve ışıklar sönüktü. Nasıl tırmandım da uyudum, hatırlamıyorum ama çok korkmuştum. Burası neresi, bunlar kim, ben ne yapıyorum hissi vardı J Ama sonra oda arkadaşlarıma alıştım, hatta giderken onlara yanımda getirdiğim türk işi şekerlerden ve nazar boncuğu hediye ettim J







 

Amsterdam’da açıkçası biz pek Rotaract aktivitelerine katılmadık. Amsterdam’ın gezmediğimiz yeri kalmadı, Leidseplein, Çiçek Pazarı, Rijks Müzesi, Van Gogh Müzesi, kanallar, Red Light District, uzatmayayım, klasik Amsterdam turlarında ne varsa her yeri gezdik, geç saatlere kadar. Hatta son iki gün gruptan tamamen ayrılıp Amsterdam’ın 40 km kuzeybatısında kalan Alkmaar’a gittik ve bir peynir pazarına attık kendimizi. Mükemmeldi, her yer kalıp kalıp peynir doluydu ve peynirler gerçekten ucuzdu.  Sonra Amsterdam’ın 67 km kuzeyinde kalan Den Helder’e giderek oraları gezdik denize karşı tepelere oturup sandviçler yedik. Büyük keyifti. Bu arada söylemeden geçmeyeyim, Mayıs ayının ilk günleriydi ve hava ılıktı. Son olarak da The Enclosing Dike isimli kanalı görmeye gittik, burası iç denizi kuzey denizinden ayıran yolda oluyor. 1900’lü yılların başında yapılmış. Oldukça serin ve esintiliydi ama görülmeye değer bir yerdi doğrusu.






 

Sonra paşa paşa hostelimize döndük ve Rotaract arkadaşlarımızla Amsterdam’da biraz daha vakit geçirdik. On günlük gezimiz böylelikle noktalandı. Benim için unutulmayacak deneyimler anlamına gelen bu geziden sonra bir kez daha, 2007’de Belçika (Antwerpen), Fransa (Paris) ve Hollanda (Amsterdam) gezisi yaptım ama sanırım 2003’teki bu gezi çok daha fazla aklımda kaldı. Bu Avrupa ülke ve şehirlerine, bu tarih kokan masal kokan eski kokan sokaklara, caddelere defalarca daha gidebilirim, bir tek Paris beni biraz hayal kırıklığına uğrattı, belki iki gittiğimde de havanın şansıma çok kapalı olması ve kısa geziler olması dolayısıyla hiç o meşhur Paris tadını alamadım. Belçika, Almanya ve Hollanda’ya ise bayıldım, ben buralarda yaşayabilirim dedim. Evet, yaşayabilirim.




DİĞER HOLLANDA YAZILARI
TÜMÜ

 ARKADAÞIMA GÖNDER
 

YAZI İLE İLGİLİ YORUMLAR

Honeyseller



07.04.2009 20:00
10 günde devri Avrupa bu olsa gerek.Denize karşı tepelerde sandwich yemek.Gerçekten çok keyifli olmalı.Hele o tepelerde rüzgar gülleri varsa.Kalemine kuvvet Melis hanım...
ayşegül-



08.04.2009 00:15
Geçen yıl aynı rotayı biz de tozutmuştuk. Köln-Paris-Brüksel-Brugge-Amsterdam Annem, teyzem filan cümbür cemaat yollara dökülmüştük. Hepimizin genel kanısı : Köln harika bir şehir burda yaşarız,Paris gezmekle anlaşılmaz yaşamak lazım, Brüksel bir tarihi meydan dışında hiç bir estetiği olmayan bir şehir ve çok pis, Brugge gerçekten masalsı güzellikte ve huzur dolu bir yer, Amsterdam kanallarının güzelliği bir başka ama özgürlüğün de suyunu çıkarmışlar arkadaşım:)) Ayrıca Paris'te benim en büyük hayal kırıklığm ünlü ChampsElysees caddesidir... Birgün beraber bi bakarız belki :))
Alinda



08.04.2009 01:02
En güzelini yapmışsın sevgili editörüm. Anladığım kadarıyla Köln'e giden Belçika, Hollanda yapmadan dönmüyor. Bizde bu şekilde gezmiştik. Güzel yazı ve güzel resimler. Ellerine sağlık.
Bepanthol



08.04.2009 01:11
Çok güzel anılar dolu bir gezi olmuş. Çok değişik tecrubeler de yaşanmış belli. Oraları gezip görmek ben de isterdim ama maalesef hiç kısmet olmadı. Belki bir gün olur. Resimler çok güzel. Özellikle kanallar çok enteresan değişik bir havası var. Eline sağlık.
abt_smyrna



08.04.2009 10:10
Sanki yazsan daha çok şeyler çıkacak gibi olmuş. Damakta kaldı yani!
BÜLTER



08.04.2009 10:25
Melis eline sağlık. Çok esaslı bir gezi olmuş. Genç yaşlarda bu tip etkinliklere mutlaka katılmak gerekir. Hayat lcd Tv, otomobil ve cep telefonundan oluşmuyor. İnsanın kendine yapacağı en iyi ikinci yatırım bu tip gezilerdir. İlki mi? eğitim tabii ki.
EYLÜLADA



08.04.2009 10:30
"Bir Schengen Macerası" adlı ilk yazını da okumuştum: Tadımlıktı! Şimdi biraz daha tadına vardık bu gezinin. Zaten bazı şehirler ya da geziler böyledir: Durup durup yeniden yazmak ister insan. Peşini bırakmaz çünkü o şehirler... Senin ki de öyle olmuş ve olacak. Yalnız Fıstık Editörüm, gezi tarihine dikkat!..
cherryblossomgirl



08.04.2009 11:35
tüm yorum yazanlara teşekkürler, dikkatli oğuzcum editörünü uyardığın için teşekkürler hemen düzelttim:)) bülentçim doğru söylemişsin gerçekten eğitim ve dünyayı gezmek... hep derim bana çok para çıksa tüm parayı okullara yatırır, değişik değişik ülkelerde değişik eğitimler alarak yaşardım diye :)) buğracım haklısın aslında daha da detaya girilebilirdi ama üzerinden 6 sene geçmiş bir gezi olduğu için hatırladıklarımı anca toparlayabildim:)
enise



08.04.2009 23:00
Melis'cim bütün güzel yorumlar yazılmış bana da bu güzel yorumlara katılmak kalıyor...Yüreğine sağlık....Teşekkürler...
cherryblossomgirl



08.04.2009 23:17
teşekkür ederim enise ablam. özledim.
Toplam Kayıt: 12 Gösterim Adedi: ««  Önceki       Sonraki  »»
ARKADAÞIMA GÖNDER
Ana Sayfa | SSS | Yasal Uyarı | İletişim |   RSS
Copyright. All Rights Reserved. Binrota.com.
|