22.03.2009
antalya-demirtaş fakırcalı köyü
rotam: bahar şenliklerinin kutlanacağı fakırcalı köyü keme alanı mevkii...hava oldukça kapalı...yağmur yağdı, yağacak!..
alanya nın cuma pazarı garajından demirtaş kasabasına ait belediye midibüsüne bindim.mersin istikametinde 20 km yol katedip küçük bir kasabaya vardık.kasabadan köye giden araç henüz ortalıkta yok...
işte anadolu insanının o bilinen yakınlığı...büyükçe bir bakkal işleten veli ile hemen can-ciğer olduk.konuşkan zehir gibi bir esnaf...biraz beklersem beni fakırcalıya gönderecekmiş.köylere çıkan bir sürü araç veli nin dükkanına yanaşıp çuvalla şeker, galon ve tenekelerle yağ alıp araçlara yüklüyor.klasik bir hafta sonu pazarıymış bu..."köylümüz dağ başında kalıyor...kar var-kış var...bizim köylümüz dirhem bilmez" diyor veli...her şeyi toptan alırmış...
çok geçmeden iki genç müşterinin (renault-toros) otomobillerine bindirip uğurluyor...
şenlik meydanına erken gelenlerdenim...saatler ilerledikçe halk meydanı dolduruyor.belediyelerin katkısı ile her taraf sandalye, tente brandalar, masalar ve bayraklarla donatılmış.alanya dan gelen pek çok alman ve değişik ülkelerden turstler de var...
* * *
bu yıl 6. sının kutlandığını öğrendiğim şenlik alanında zaman ilerledikçe halk coşuyor...ortalık tam panayır.ilizyon gösterisinden tutun, türkü grupları,folklör gösterileri,mehter bandosuna kadar her şey var...demirtaş kasabası belediye başkanı ve misafir belediye başkanları tam seçim arefesinde gövde gösterisi yaparcasına kalabalık guruplarla katılmışlar...

kadınların gözleme çadırındaki telaşlı çalışmaları...

yörenin halk dansları oldukça coşkuluydu...

köy gençlerinde erkekler tam yörüklük havasında, genç kızlar ise biraz
daha köylerinin dışına çıkmış bir görünümdeler...

arkadaş bursalı... alanya da otel gösterilerine çıkıyor... yaz ayları dışında
bu tür animasyonlara katılıyor...zaten bu aylarda yılanın masrafı da çok az...
kış uykusunda olduğu için haftada bir tavuk yetiyor...ancak uyku zamanı
çalıştırıldığı için, yaz aylarında asabi oluyormuş...
etkinlikte açık arttırma ile köy ağası seçiliyor..açık artırma bedeli
8 bin TL...ağalık hediyesi ise türk bayrağı...burada amaçlarının "fakırcalı köyünün tanıtımı, yörük geleneklerinin yaşatılması ve birlik beraberlik içinde dostluğu sevgiyi paylaşmak..." olduğunu söylüyor komitenin gençleri... zaten gösterilerin en şatafatlı bölümü "temsili yörük göçü" oluyor...eski geleneklere göre eşekler ve develerle yapılan yörük göçünde yaylaya çıkış gösterisini özellikle yabancı davetliler ilgi ile izliyorlar...

başındaki şapkasıyla yörükten çok meksikalılara benzeyen amca,
yörük göçünden sonra güler yüzüyle hepimize yılmadan poz verdi...
* * *
köye gelirken yolda otostop yaptıklarını gördüğüm 25 yaşlarındaki iki ilginç giysili alman gençle şenlik alanında tekrar karşılaştık..
adlarının adolf ve tomy olduğunu öğrendiğim bu alman gençler 2 yıldır yollardalar ve suriye den mısıra geçmek için vize alamamışlar, başka yoldan gitmeyi deneyecekler...marangozluk okumuşlar ve mesleğe yeni başlamışlar.(başlayacaklar)...
1600'lü yıllardan kalan bir alman meslek geleneğine göre tamamı 3 yıl yollarda mesleği ile ilgili tecrübe kazanacaklarmış.meslek eğitimini aldığı ve daha sonra üye olduğu marangozluk loncasının isteği bu...
t
omy anlatıyor:
"bu üç yıl boyunca değişik kültürleri öğrenmek zorundayız. bu 1600'lü yıllarda marangoz ustalarınca kararlaştırılmış bir gelenek.bir yıl almanya içini gezip tecrübe kazanma dönemimizin kalan bölümü olan iki yılı da başka ülkelerdeki marangozları gözlemleyerek geçireceğiz..."

tomy elindeki tavsiye mektubu ile türkiyedeki marangozlardan iş istiyor...çalışma esnasında meslekle ilgili defterine günlükler tutuyor...

daha sonra patronunun kendisi hakkındaki yorum ve düşüncelerini de
yazdığı defterine bir de imza (varsa kaşeli) attırıyor...
ardından b
aşında silindir şapkası 1600 lü yılların marangoz giysileri ile bir de şiir okudu tomy:
"allah almanlara büyük zenginlik vermedi. ingilizler ve fransızlar gibi doğasal avantajları olmadı. ama allah almanlara hayata bağlayacak bir çalışma azmi ve disiplini lutfetti............."(tam tercüme edemiyorum ama böyle)!...
bir nevi çile çekme eğitimi olduğunu vurguluyor...ve almanya daki 1 yıllarında evlerine girmek değil, yaklaşmaları bile yasakmış.daha fazlası için tomy nin adresini verebilirim...
türkiye de ezbere dayalı eğitim tonla kitap yutturuyor ama hep teori...adamların eğitimi uygulama ağırlıklı olduğu halde üzerine sürgüne çıkıyorlar...
* * *
kış uykusu semesi piton yılanı ile gösterisini tamamlayan serkan ve bu ilginç giysili gençlerle sohbet edip, yörük kadınların açtığı yufkalarla bol bol gözleme yiyiyoruz...havanın ara sıra yağışı, birazdan yerini şiddetli bir sürekliliğe bırakacak gibi...dönüşümü hızlandırıyorum...
diğer misafirlerle beraber hiç de sevmediğim bir siyasi partinin seçim otobüsüne binerek yola çıkıyoruz... alanya ya dönerken kulağımda mp3 çalarım ve koltuğun verdiği rahatlık tatlı bir uykuyu getiriyor...otel odama kadar uykuya direnip kafamı toplayarak, bisikletimle yarın alanya dan başlayacağım manavgat-side etabımın şeker pembesi hayaline dalıyorum...
kemalettin şanlı/