09 Eylül 2010 Perşembe
Hoşgeldiniz,   Üye olmak için tıklayınız | Şifremi unuttum
Kullanıcı Adı:   Şifre:  
Pema


» Yazarın Diğer Yazıları
402
Puan
Gezdiği Yerler: Hindistan, Tayland, Japonya, Israil, Italya, ABD, Fransa, İsviçre, Avusturya, Suriye, Özbekistan, Endonezya, Almanya, Hollanda, Yunanistan, Mısır ve Türkiye'de hemen her il.








Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 638
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 47

Del.icio.us

İlgili Geziler
Hindistan'ın Altın Üçgeni ; Agra & Jaipur & Delhi

Goa
Hindistan > Goa
Kategorisi: Genel     |     Gezi Tarihi: 01 Ocak 2008 Salı     |     Yazı Tarihi: 07 Mayıs 2008 Çarşamba

Onun geldiğini duyabiliyorum. Ne zaman bahçeme girse metal bileziklerinin tıngırtısıdan onun geldiğini anlardım. Adını bilmiyorum ama ben ona Ganga-Lila diyorum.

 

Son altı gündür Ganga-Lila hariç hiç kimse ile iletişim kurmadım. Her gün gelip hindistan cevizi ağaçlarının arasındaki suyun başında, kayaların üstünde çamaşır yıkar. Öğlen rüzgarı çıktığında da yıkadıklarını, bir ağaçtan diğerine bağladığı ipte sallandırır. Ara sıra mola verir, gelir bana uzun uzun bir şeyler anlatır. Ganga-Lila, Konkanice konuşuyor. Buranın yerel dili bu, ben vakıf değilim. Ganga-Lila ısrarla anlatıyor hikayelerini, Konkanice. Bazen saatler sürer anlattıkları, belkide bana öyle gelir. Hiç bir şey anlamam anlattıklarından ama garip bir şekilde anlar gibi hissederim. Günlerce onu dinleme şevkimi hiç kaybetmedim, o da anlatma. Güneş batınca Ganga-Lila evine gider. Bense onun anlattıklarını düşünür dururum, daha doğrusu hayal ederim. Hergün burada çamaşır yıkayan bir kadının böyle şevkle anlatacak ne kadar çok hikayesi olabilirdi ki. Acaba hep aynı şeyleri mi anlatıyordu. Aslında ne anlattığının pek o kadar da önemi yoktu. Konuşurken yüzündeki kırışıklıkların herbiri başka hikayeler anlatıyordu zaten.

 

Her akşam işini bitirip gittiğinde kıyafeti, hareketleri, yüzündeki çizgileri aklıma kazınıyordu. Bir akşam kafamdakileri kağıt üzerine çizerken birden farkına vardım, o, Ma Ganga’ydı. Oydu, ta kendisi. Shantanu’nun nehir kıyısında görüp aşık olduğu ve evlenme teklif ettiği kız. Duyduğuma göre Ganga evlenmeyi kabul etmiş ama garip bir şart koşmuş. Ganga’nın kim olduğu, geçmişi ve ne yaptığı sorulmayacakmış, sorulursa kaçar gidermiş. Ganga o kadar güzelmiş ki, Shantanu bu büyülü güzellik karşısında kabul etmiş koşulu. Evlenmişler. Bir yıl sonra bir oğulları olmuş. Hikayenin ilginç kısmı burada başlıyor. Bir gece yarısı Ganga, bebeğini alıp nehir kenarına gitmiş ve bebeği nehirde boğulmaya bırakmış. Shantanu şaşırıp kalmış ama evlenirken verdiği sözü bozamamış ve olayla ilgili hiç birşey sormamış. İki yıl sonra bir oğulları daha olmuş. Ganga yine bir gece yarısı bu bebeği de nehir sularında boğulmaya terk etmiş. Aynı olay diğer beş oğullarının başına da gelmiş. Sıra sekizinci oğula gelince Shantanu dayanamayıp sormuş, “Neden böyle yapıyorsun, sen kadın mısın yoksa şeytan mı?” Ganga şöyle demiş; “Ben tanrıça Ganga’yım. Bu bebekler Vasishtha’nın kutsal ineğini çaldıkları için dünyaya gönderildiler, onları suda öldürerek tekrar cennete gönderdim, ama bu sonuncusunu ayırıyorum”. Ganga sekizinci çocuğu da yanına alarak, sözünü bozan Shantanu’yu terk etmiş. Aradan yıllar geçmiş. Shantanu yağmurlu bir günde, Ganj nehri kenarında oturken karşı kıyıda elinde ok ve yay olan bir oğlan çocuğu görmüş. Tam bu sırada, tanrıça Ganj nehirden çıkarak “İşte bu senin oğlun Devavrata, Vasishtha onu yetiştirdi, al evine götür” demiş.

 

Başta söylemedim, Shantanu yani Ganga’nın kocası o zamanlar Hindistan kralıymış ve oğlu Devavrata’da onun yerine geçmiş. Bu olay dünyanın en uzun destanı olan Mahabharata’dan. Destan yaklaşık 3000 yıl önce yazılmaya başlanamış. İlyada ve Odissea’dan yedi kat daha uzun. Hint kültürü kosmolojisinde Mahabharata “dvapara yuga”nın, yani asil kuralların uygulandığı, insanların birbirlerine dürüst davrandığı, kahramanların yeraldığı dönemin bitişini, dünyanın son dönemi olan “kali yuga”nın başlangıcını simgeliyor. Kali Yuga, prensiplerin bozulduğu, yasanın güçsüzleştiği ve kötülüğün etkisinde olan, yaşadığımız bu dönemi simgeliyor.

 

Mahabharata aklımda etrafı seyrediyorum. Burada sezon sonu artık. Bir çok yer kapandı. Etrafta pek kimse kalmadı. Yerel halk ve burada kalacak birkaç arkadaşım muson iklimi hazırlığı içerisinde, sahilden uzak olan evlerine çekildiler. Kayaların ve ağaçların arasındaki pansiyonlarda kimse kalmadı. Günlerdir pansiyon sahibi depoya su doldurmak için dahi uğramıyor. Sabahları atlayan yunuslar da seyrekleşti. Yakında kocaman vatoslar, muson yağmurları sonucu genişleyip okyanusla birleşen tatlı su gölüne gelecek ve yumurtalarını bırakacaklar. Yağmurun gelişi tüm yaşam şekillerini gözle görülür değişime uğratıyor. Bir hayat başlayıp, diğeri bitiyor sanki.

 

Sabah Ganga geldi yine. Onun bir tanrıça olmadığını bilmek hikayenin geri kalanına daha az mı önem katacak? Hiç sanmam. O bu kültüre ait bir kadın. Tanrıçalarla, efsanelerle, doğanın hikayeleriyle yaşıyor. O özel bir kadın.

 

Hava kararmak üzere, bu gelişinde bana tek kelime etmedi, sessizce verandanın diğer ucuna oturdu. İki tane kocaman divan ve birkaç sandalye vardı verandada, o gidip yere oturdu. Geldiğinde ben hamağımda uzanıyordum. Yine o muazzam güneş batışlarından birisi gerçekleşiyordu. Dönüp ona baktım, orada, öylece, sesizizce oturuyordu. Tek kelime söylemedi, söylemedim. Günlerce burada sessizce oturup yanlızca onu dinlediğimi farketmiş olacak, bu sefer bozmadı sükuneti. Sanki artık çok eski dosttuk. Birbirimizi çok iyi tanımıştık. Onun ihtiyacı olan buydu, anlatmak, birisi tarafından dinlenmek. Ama şu an ikimizde birşeyin çok iyi farkındaydık, güneş batıyordu. Sessizce güneşin okyanus üzerindeki renklerini paylaşıyorduk. Aşağıdaki kayalara vuran dalgaların sesi, ikimize de aynıydı. Rüzgarın çıkarttığı sesler de. Belki o bir tanrıçaydı, ama şimdi ikimiz de aynıydık. Aynı şeyi paylaşıyorduk. Yaşamın sessizliğini.

 

Gülenay Antep

Goa/Hindistan

 

 

 

 




DİĞER GOA YAZILARI
TÜMÜ

 ARKADAÞIMA GÖNDER
 

YAZI İLE İLGİLİ YORUMLAR

cherkesh



20.05.2008 13:27
Hikaye cok etkileyici .. cok begendim ..yazilarinin devamini bekliyor puan vermeden yapamiyorum .
nevra



10.08.2008 18:31
Süper... Teşekkürler...
cherryblossomgirl



05.01.2009 11:30
dünya kadar bilgi kitabımızda da yer alan bu güzel yazıyı tekrar okumak keyif verdi bana bugün. elinize sağlık gülenay hanım, yazılarınızın devamını bekliyoruz.
Alinda



20.04.2009 00:00
Bu ara sürekli Goa yazıları okurken buluyorum kendimi. Hindistan'ın en göz alıcı yeri olarak gösteriliyor ama temizlik anlayışlarından dolayı gitmek pek cazip gelmiyor doğrusu.Paylaşımınız için teşekkürler.
gulliblecow



17.10.2009 11:19
ilk defa böyle metin okuyorum ve etkilenmedim dersem yalan söylemrim.yalnız benim anlamadığım bu kadın tanrıca veya kutsal bir varlık olduğuna çoçuklarını öldürecek kadar inanmasına neden olan inanış nasıl yerleşiyo.
Toplam Kayıt: 5 Gösterim Adedi: ««  Önceki       Sonraki  »»
ARKADAÞIMA GÖNDER
Ana Sayfa | SSS | Yasal Uyarı | İletişim |   RSS
Copyright. All Rights Reserved. Binrota.com.
|