09 Eylül 2010 Perşembe
Hoşgeldiniz,   Üye olmak için tıklayınız | Şifremi unuttum
Kullanıcı Adı:   Şifre:  
lazut


» Yazarın Diğer Yazıları
481
Puan
Gezdiği Yerler:








Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 808
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 16

Del.icio.us

İlgili Geziler
Unkapanı' ndan Fener' e

Fethiye
Türkiye > Fethiye
Kategorisi: Genel     |     Gezi Tarihi: 01 Ocak 2008 Salı     |     Yazı Tarihi: 11 Ağustos 2008 Pazartesi

Öyle

Öyle bir yer düşünün ki  ; fantezi hikayeleri olan antik kentleri, gerdanlıkta yer alan pırlanta gibi koyları, dağların arasına  gizlenmiş  doğa harikası vadileri ile siz isteseniz de , istemesiniz de  başınızı döndürecek bir yer . Tabii ki  burası  FETHİYE....

 

En önemli  tatil ve turizm merkezi olan Fethiye  koyları, denizi, vadileri, sahilleri, kültürü ve tarihi ile bir tatil cennetidir. Çıldırtıcı turkuaz denizi, çıldırtıcı yeşil sedir (katran)  ormanlarıyla  mıknatıs  gibi çeker kendisine doğa severleri. Akdeniz’in  içinde irili ufaklı adaların serpiştiği Fethiye Körfezi, arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir  koyda yer alır. Etrafını    pırlanta    taneleri gibi  koylar çevrelemiştir. Mavi yolculuğa çıkan doğa severleri  sürprizleri ile hayran bırakır. Sayılı günler hızla geçer gider  ama  hafızalarda bir ömür boyu kalmayı başarır.  Fethiye ilçesi,  çarşısı, cafeleri, marinası, lüks otelleri ile herkese dolu dolu tatil yaşatır.   Fethiye’nin   antik   dönemdeki   adı   Telmessos. Anadolu’nun en eski uygarlığı Likya’nın en önemli kentidir. M.Ö. 4. yy. kadar uzanan Likya medeniyetindeki efsaneye göre; Tanrı Apollon Finike kralı Agernor’un küçük kızına aşık olur. Küçük bir  köpek kılığına girerek sevdirir kendini, çekingen  kral kızına. Bu birleşmeden doğan oğluna   Telmessos adını verir. Kent M.Ö. 547’de Pers kralı Harpagos’un tüm Likya ve Karya kentleriyle birlikte Telmessos’uda   ele geçirmesiyle Perslerin 1. Satraplığını oluşturur. M.Ö. 344-333  kışında Asya seferine çıkan Büyük İskender tarafından ele geçirilen kent, bir rivayete göre; kendi isteği ile B. İskender’e   teslim olmuştur. M.Ö. 189 Bergama krallığına geçen kent ,   M.Ö. 133’de Likya Federasyonuna bağlanmıştır.  8 y.y.  kentin adı,   Bizans   İmparatoru   II.   Anastasios’un onuruna Anastasipolis olarak değiştirilmiştir. 1284 yılında Menteşe oğullarına geçen kent 1424 yılında Osmanlı  topraklarına katılmasıyla Mekri (uzak şehir) adını alır. 1934’de Şehit Pilot Fethi Bey’in anısına ‘’FETHİYE’’   adı verilir.  Likya uygarlığının en görkemli örneklerinden biri olan Amyntas kral mezarı ilçe yamacına oyulduğu dağın heybetiyle bütünleşir. İyon stilinde ve tapınak tipindeki bu mezarın önünde iki ayrı bitişik sütunlu sağanlığa, dört basamakla   çıkılır. Soldaki sütunun orta kısmında M.Ö. 4. y.y.  alfebesi ile ‘’ Hermepias Oğlu Amintas’’ yazılıdır. İlçenin  içinde ve çevresinde kaya tipi ve lahit mezarlara rastlanır. Lahit mezarların en güzel örneği belediye binasının doğusunda yer alır. 

 

Fethiye denilince ilk akla gelen, dünyanın en güzel lagünlerinden biri olan  ÖLÜ DENİZ’ dir. Fethiye’den Ölüdeniz’e  çamlar arasından giden yol 14 km ‘dir. Yol bitiminde çıldırtıcı mavi deniz aniden önünüze çıkar. Burası Belkızı koyudur.  Koyun içinden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde muhteşem Ölüdeniz’i görürsünüz.  Dibi beyaz kumla kaplı bu sahilde, deniz turkuvaz mavisidir. Bu sahilde oturup güneşin batışını seyretmek  ayrı bir zevktir. Sırtını Baba Dağı’na yaslayan   Ölüdeniz’in çeşitli efsanelerinden biri  şöyledir;  ‘’ baba,oğul tekneleriyle Akdeniz’in fırtınasından birine yakalanırlar. Oğul, kıyıya yaklaşırlarsa sığınabilecekleri bir koy olduğunu söyler. Baba ise kıyıda sarp kayaların olduğunu inatla söyler.  Tekne kayalıklara iyice yaklaştığında  kavgada şiddetlenir. Sinirlenen baba kürek darbesi ile oğlunu denize atar. Sabah olup fırtına dindiğinde baba dağların arasında kıpırtısız duran koyu görür.’’

 

SAKLI KENT KANYONU ;   Fethiye’nin sıcağından kaçıp  dinlenmek için idealdir. Kanyon  17 km. dir. Kanyon girişini,  keçisi buraya kaçan bir çobanın tesadüfen bulduğu söylenir.  Buradaki dağ  sanki çok keskin bir kılıç ile ikiye ayrılmış gibidir. İçinden büyük bir coşkuyla akan beyaz köpüklü Eşen Çayının sesi girişten duyulur. Eşen Çayı , kanyonun 100 m. içinden  patlayarak çıkar yeryüzüne. Dik granit kayaların  duvarlarına yapılmış ahşap dar köprü sizi içeriye ulaştırmaya yardımcı olur. Köprünün  altından akan  çaya bakınca, onunla beraber  akıp gitmek istersiniz. Kanyon içinde  yeryüzüne çıkan kaynak büyük gürültü ile akıp çayla birleşir. Yanınızdaki arkadaşınızın sesini güçlükle duyarsınız. Başınızı kaldırdığınızda her tarafınız siyah granit kayalarla kaplı olduğunu görürsünüz. Eğer isterseniz kanyonun daha iç kısımlarına yolculuğa devam edersiniz. Kanyon girişinde   sağ ve sol tarafınızda çeşitli dinlenme yerleri vardır. Tahtadan yapılmış geniş iskelelerin üzerinde  oturup,  iskelenin altınından akan çayın sesini dinleyerek öğlen yemeğinizi yiyebilirsiniz.

 

 

KAYAKÖY;  Fethiye’den  7 km. uzaklıktaki  Hisarönü köyüne giderseniz   Kayaköye ulaşırsınız. Aslında burası  hayal köy gibidir. Yamaca doğru , birbirinin önünü kesmeden yapılan bir veya iki katlı gri  , 2000’ne  yakın binalardan meydana gelmiş boş bir köydür. Yılların sessizliği ve hüznü ile karşılar sizi.  Bu  köy eski  Rum yerleşimi. 1922’de Kurtuluş Savaşı sonrası ‘’Mübadele’’  ile  köyün sakinleri  Yunanistan’a yerleşmiştir.  Köyde 2 kilise, 14 şapel (küçük kilise) yer alır. Tüm köy koruma altına alınmıştır. Köyde bulunan çay bahçesinde dinlenip, gözleme yiyebilirsiniz.

 

Anadolu’nun en önemli medeniyet merkezi  Likya’nın yurdu olan ilçenin etrafında önemli antik kentler  yer alır. Likya medeniyeti M.Ö.7. yy. başlar. Kendilerine Trmmli, ülkelerine Trmmisa adını vermişler. Daha sonra Yunancayı benimsemişler. Batıda Dalaman Çayı, doğuda Olympos(Bey Dağı)

sınırları içinde yaşamışlar. Likya Birliği temsili demokrasi fikrinin antik çağlardaki, ender  örneğidir. En parlak dönemleri 23 kentin birliğe üye olduğu dönemdir. Kentler önemlerine göre bir, iki veya üç oy kullanma hakkına sahipti.  Üç oy sahibi kentler Tlos, Pinara, Xanthos, Patara, Myra ve Olympos. En çarpıcı yapıtları kayadan oyma mezarlar ve  lahitlerdir.

 

LETOON;  sahilden 3 km  içerde  ünlü Leto tapınağı  yer alır. Fransız arkeologların su seviyesi altında yaptığı çalışmalar sonucu gün yüzüne çıkan  antik kent Zeus’un   Leto’ya  aşık olmasına sinirlenen   Hera’nın gazabına uğrar. Kıskanç, hoşgörüsüz eşinin baskısı  yüzünden Leto oradan oraya sürülür. Sonunda  Delos’a gelir. Burada Apollo ile Artemis’i doğurur. Likya dahil gezdiği tüm ülkelerde Leto’nun hikayeleri anlatılır.

 

XANTHOS (KINIK) ; Tarih boyunca bir çok istilaya uğramalarına rağmen, canları  pahasına sahip çıkan Xanthos’luların, kazılarda   ele geçen tablet üzerindeki şiir  çevirilerini Arza Erhat yapmıştır.

Asırlar boyu zorba istilacılara ve yağmacılara karşı gösterdikleri mücadele ile ünlü ve onurlu kent 1838 yılında Sir Charle Fellows tarafından British  Museum adına yapılan tarih yağmacılığı  karşısında  kendisini  savunamamıştır. Xantos’un  tarihteki  ilk  kaydı M.Ö. 540 civarında Pers generali Harpagos’un küçük Asya batısını işgalinde ortaya çıkmaktadır. General  Karya’dan  Xantos vadisine yürümüş, burada Likya ‘nın büyük direnişi ile karşılaşmıştır. Düşman ordusunun sayıca üstünlüğü karşısında kentte mahsur kalan halk eşlerini,çocuklarını,esirlerini ve tüm mallarını Akrepol’e toplayıp

ateşe vererek  tek  kişi   sağ  kalmayana  dek savaşı  sürdürürler. Savaş sırasında kent dışında olan seksen kadar aile  Xanthos şehrini yeniden kurarlar. Pers hakimiyetinden sonra  Büyük İskender ve Ptolemy  hanedanının eline geçen kent daha  sonrada  Suriye kralı 3. Antichos’un istilasına uğramıştır. Her istiladan sonra  onurla ayakta kalmayı  başaran Xanthos ‘a bakarken sanki bütün başlarından geçen olayları  görür gibi olursunuz.

 

PATARA (GELEMİŞ);  Fethiye’ye  78  km. mesafedeki  Gelemiş köyü  2000  yataklı otel, motel, pansiyonları ile  tatilcileri  en iyi şekilde ağırlar. Köye  1 km. uzaklıktaki Patara antik kenti ve 21 km. uzunluğundaki  harika plajı  ,  sığ denizi ile  tatilcileri  cezbeder.  Antik çağda Pttara olan kent çağının en önemli limanı ve ticaret merkezi  olmasının yanında tanrı Apollon’a  adanmış ünlü bilicilik merkezidir. Yapılan tüm araştırmalara rağmen tapınağın yeri  bulunamamıştır. Büyük İskender zamanında  deniz üssü olan kent,  Suriye kralı 3. Antiochos’un eline geçerek, Romalı ve Rodosluların tüm çabalarına rağmen  M.Ö. 189’daki Apemka  barış antlaşmasına kadar onun  elinde kalmıştır. M.Ö. 42.’de Xanthos’daki büyük felaketten sonra  Brutus , Patara’yı ele geçirir. Likya’nın en önemli kentlerinden olan Patara ‘da  Myra Papazı St. Nicholaus’un doğum yeri olması nedeniyle  dini merkez konumuna gelir. Bugün kumlar   altında olan  kentte arkeolojik kazılar zorlukla yapılmaktadır. Kumların kenti  istilasını   engellemek için sahil şeridi ağaçlandırılmaktadır. Patara’da yol üzerinde bulunan üç kapılı zafer anıtı  eski ihtişamı ile ayakta durmaktadır.  Anıtın hemen önünde bululan   daire şeklindeki  hurma ağaçlarının içine girdiğinizde,  nasıl oluyor da  dışarı son derece sıcakken, ağaçların içi bu kadar serin olur anlam veremezsiniz. Bu ağaçların Arap istilası sırasında dikildiği tahmin ediliyor . 

 

KEKOVA   yolu  sahillerimizin  en  güzel görüntülerinden birine sahiptir. İlk başta  Üçağız (Tristome) köyü yer alır.  Üçağızdaki bir kanal  daha geniş olan dış bölüme açılır ve hemen hemen tüm körfezi kaplayan uzun ve dar   Kekova Adası ile kapalıdır. Bu kanal adanın doğu ve batısındaki iki giriş üçağızı oluşturur. Sahilde doğudaki girişe bakan bölümde olan Kekova ‘da   Simena Ören yeri ve Üçağız’da Tesimiussa kalıntıları yer alır.

 

Simena (Kale köy); eski kent ve bugünkü koy çok güzel biçimde   bütünleşmiş olup orta çağ kalesinin altında yer alır. Kıyıdan yukarı çıkarken iki büyük lahit mezar göze  çarpar. Bunlardan biri İdagrus’un oğlu Mentor’a aittir. Diğerinin önünde oturma yeri bulunur. Kale duvarının hemen altında bir tapınağın sundurması vardır.  Kaleye   merdivenlerle çıkınca  içinde tümüyle kayaya oyulmuş küçük, tiyatro yer alır. Burada 7 sıra oturma yeri bulunmakta ve çapı  da 1.5 mt.dir.  Bu da kentin küçüklüğü hakkında bilgi verir bizlere. Ama  kaleden manzara harikadır. Daha da yukarı çıkarsanız tüm  Kekova adası ve Üçağız  muhteşem görünür.  Simena’ da bulunan iskelenin hemen yanındaki lokanta da öğlen yemeğinizi yiyebilirsiniz. Burada su sorunu yaşanıyor. Su motorlarla  Demre’ den taşınıyormuş.

 

Adanın Kaleköy’e bakan kıyısında  bulunan BATIK ŞEHİR görülmeye değer. Suyun altında bulunan cadde ve bina kalıntıları,  pencere ve kapı kenarları,merdivenler net şekilde görülebiliyor. Antik kent M.Ö.2. yy. büyük bir deprem sonucu suların altında kalmış. Adanın batısında bulunan TERSANE KOYU  yer alır. Sahildeki  bazalika kalıntısı olan koyda guletler yüzme molası verirler. Kumsalı

taşlı da olsa deniz suyu, tıpkı saten örtü gibi teninize değer.

 

 

KAŞ (ANTİPHELLUS);  Likya dilinde ‘’Habesos’’   diye anılır. Daha sonra  Antiphellus adını alır. Kentin kuzey-doğusundaki  kaya mezarları M.Ö. 4.y.y.  ‘dan kalmadır. Kentin Uzunçarşı  sokağında   bulunan aslan figürlü anıtta Likya dilinde yazıtlar vardır. Yerel halk tarafından kral mezar olarak bilinen  tek bir mezar odası bulunmaktadır. Bu lahit Kaş’ın simgesidir.  Bugünkü Kaş , Antiphellus  antik kenti üzerine kurulmuş. Yürüdüğünüz sokakların  ve  binaların altında  kalan antik kent sit alanı olduğundan kazı  çalışmaları yapılamamaktadır.  Antiphellus , Likya Birliği üyesidir.   Helenistik dönemde liman kentidir.   Kaş’ın batısında  bulunan antik tiyatro   iyi durumdadır. Tiyatronun kuzey doğusunda nekropol  bulunur. Büyük bölümü  kayalara oyularak meydana getirilmiş  dorik nizamdaki  mezarın giriş duvarlarında  kadın figürleri yer alır. Kaş  marinası, çarşısı,pastanesi,lokantaları ,çay  bahçeleri, barları ile  sevimli tatil beldesidir. Kaş’ın  sıcağından kaçmak isterseniz,  iskelenin yanında  bulunan   çay bahçesine gitmezseniz  Kaş’a gelmiş saymayın kendinizi. Çay bahçesi  ağaçların altında, elinizi uzatınca  Meis adasına  deyecek kadar yakın bir noktada. Bahçede isterseniz  deniz ürünleri, mangal balık ve gözleme hizmeti veriliyor.  Dalgalı denizi  seyredip ,  serin rüzgar ile serinlerken karşıda duran Meis adasının arkasındaki manzarayı merak edersiniz.

 

Kaş’tan Elmalı’ya  doğru, büyük bölümü çam ağaçlarının yeşilliği  içinde  ilerleyen yol  tahmini  70 km.dir. Bu yol sizi 1320m.  yükseklikte  bulunan Sinekçibeli’ne ulaştırır. Burada durup  GÖMBE  YAYLASI’nı seyredebilirsiniz. Yayla köylerinde  elma,armut,ceviz yetişir. Yaylada halen yörük yaşamı devam eder. Yayla, Hirıstıyanlık döneminde piskopozluk merkezi olarak  önem  kazanmış. 

Yaylaya yakın Akdağ’da  bulunan  UÇAR SU , eriyen karlarla beraber 60 mt. yükseklikten dökülen  şelale oluşturur. Kayalara  çarparak    uçuyormuş hissini  verir. Burada oturup  gökyüzündeki bulutları,

etraftaki dağları  ve  aşağıda uzaklarda görünen yeşil  Gömbe yaylasını  seyrederken çeşitli düşüncelere dalarsınız. Uçarsu’ya çok yakın  Yeşil Göl  yer alır.  Etrafında hiç ağaç olmayan  bu krater gölün çevresi  çayırlıktır. Adını yeşil renkli sudan  alan göl, çöl ortasında karşılaştığınız  bir vaha  gibi aniden önünüze çıkar.

 

Kaş ,  Kalkan  arasında bulunan  KAPUTAŞ  PLAJI, dar bir kanyonun denize açıldığı  noktada bulunuyor. Yolda  arabanızı park ettikten sonra  sol tarafınızda  yüksek dağın ikiye ayrıldığını görürsünüz.  Yolun  kenarındaki  köprüye  doğru ilerleyince  kanyonun  başını görebilirsiniz. Buradan yağmur suları ile akan  toprak aşağıda  bulunan  muhteşem kumsalı oluşturmuş. Plaja   uzun merdivenlerle iniyorsunuz. İki tarafı kayalık olan kumsal  ince kumu  ile dikkat çekiyor. Turkuvaz renginden açık laciverte, sonrada  koyu laciverte geçen deniz  turizm  broşürlerinin   sayfalarını süsler. Plajdan 500.mt. uzaklıkta Kaş tarafındaki  Mavi Mağaraya  denizden ulaşmak mümkün.  Teknelerin rahatlıkla  içine girdiği  mağaranın 18 mt. genişliği , 10 mt. yüksekliği , 35 mt. derinliği var.  En önemli özelliği su altından yansıyan güneş ışığının  oluşturduğu, yeşil ve mavinin tüm renklerini yansıtan floresan turkuvaz mavisidir.

 

KALKAN  ;   Mimari   yapısı  ve kent   dokusu fazla bozulmamıştır. Beyaz boyalı evleri, rengarenk çiçekleri, dar temiz sokakları ile sevimli balıkçı kasabasıdır.  Burası   hilal şeklinde   bir koy. Gün batarken,  terasta  ya da  iskelede oturup  o gün tura ya da balığa çıkan teknelerin limana yanaşmasını seyretmek   ayrı bir zevktir.  Marinadan kalkan guletlerle günübirlik turlarla  Kaş, Patara, Kekova’ya  gidebilirsiniz. Eğer   grup  oluşturabilirseniz  dolunaylı gecelerde  gece turu da yapılmaktadır.  Kalkan geceleri de  renklidir. Dar sokaklara taşan barların canlı  müzik  sesleri ile  sabaha kadar devam eder yaşam. Kalkan ne yazık ki  , yeşillikten nasibini alamamıştır. Ama  Bezirgan yaylasına giderek hem

serinleyebilir, hem de ağaçların altında  sakin bir gün geçirebilirsiniz. Ispanaklı veya peynirli gözleme, kuzu kebabı, saç kavurma  tabii ayranı  önerebilirim.  

 

 

Kumsala  uzanın, gözlerinizi   kapatın !!!  Bir  düş   kurun.  Bir körfez düşünün  cennet gibi, yeşil orman tepelerin arasındaki  masmavi,   lacivert -  turkuvaz  denizinde   ilerlerken, binlerce yıllık medeniyetlere  kucak açmış  yerleşim yerlerini  görün düşünüzde. Kimler yaşamış, ne mutluluklar paylaşılmış, ne hüzünler yaşanmış  bilinmez.  Doğa harikası  Ölüdeniz’e gelin.  Denizinde  tıpkı balık gibi yüzün, günbatımında  belki bir  daha başka bir yerde göremeyeceğiniz renkleri düşünün.  Kuş olup  Baba Dağ’dan  Ölüdeniz’e uçun. Oradan yaylalara göç edin....  Koylarında  bir bir dolaşın,  bilinmeyenleri keşfedin.   Güneşin  sıcaklığını teninizde  hissederken  düşünüzün adı  FETHİYE  olsun.......

 

NOT:  Yat  Acentaları;  www.alestayachting.com

                                       www.compassyachting.com

                                     

 

 

 

Nurperi  Ünsal.  

 




DİĞER FETHİYE YAZILARI
TÜMÜ

 ARKADAÞIMA GÖNDER
 

YAZI İLE İLGİLİ YORUMLAR

Alinda



18.04.2009 01:16
2003 yazında Kayaköy'e gitmiş ve köyün sokaklarında dolaşırken şu anda boş olan o evlerin içindeki anıları düşünmüştüm.Fethiye ve çevresi gerçekten çok etkileyici. Güzel paylaşımınız için teşekkürler.
kzkulesi



28.05.2010 20:38
ben de geçen yaz ordaydım.. harikaydı geeçekten.. Kaş ile Kalkan arasında bir yer var. kaputaş diye, yol üstünde.. merdivenlerle iniyordsunuz sahile. küçüçük ama muhteşem bir yer.. akdenizin hiç bir yerinde göremeyeceğiniz turkuaz mavisi bir suyu var...
Toplam Kayıt: 2 Gösterim Adedi: ««  Önceki       Sonraki  »»
ARKADAÞIMA GÖNDER
Ana Sayfa | SSS | Yasal Uyarı | İletişim |   RSS
Copyright. All Rights Reserved. Binrota.com.
|