09 Eylül 2010 Perşembe
Hoşgeldiniz,   Üye olmak için tıklayınız | Şifremi unuttum
Kullanıcı Adı:   Şifre:  
gezginmavii
bilinmeyene yürümek likya yolu

» Yazarın Diğer Yazıları
1375
Puan
Gezdiği Yerler: bitlis, tatvan, ahlat, adilcevaz, erciş, van, edremit, akdamar adası, nemrut krater gölü, malatya, tokat, küre, abana, sinop, ayancık, inebolu, kayseri, mersin, erdemli, silifke, manavgat, alanya, antalya, kırıkkale, kırşehir, bolu, izmit, yuvacık, kerpe, kartepe, maşukiye, kemer, olimpos, kaş, kalkan, fethiye, kayaköy, köyceğiz, marmaris, hisarönü, datça, gökova, kuşadası, selçuk, şirince, izmir, çandarlı, ayvalık, ayçay, altınoluk, çanakkale, gelibolu, erdek, bursa, balıkesir, esk,amasra








Bu Yazının Gösterilme Sayısı : 1017
Bu Yazıya Verilen Toplam Puan : 83

Del.icio.us

İlgili Geziler
Tarihi Yarimada Fotograf Turu

nemrut gölü
Türkiye > Van
Kategorisi: Macera     |     Gezi Tarihi: 09 Ağustos 2002 Cuma     |     Yazı Tarihi: 28 Ağustos 2008 Perşembe

Bütün ışıkları söndü garın. Kimse kalmadı benden başka. Bekleme odasının yalnızlığı bu olsa gerek.Sabaha kadar hareketli olacağını düşünmüştüm oysa,Balıkesir garından kalan bir yanılgı işte.Gecenin ilerleyen saatlerinde seyyar satıcılar sabahlamak için geldiler gara. Beni yabancı bir turist sandılar galiba.

 

Sabah 06:30 ,sonunda yola çıkıyorum vangölü ekspresi  ile yalnız olayda bir gariplik var.Tren pulman yerine konpartman şeklinde.Bilette yazan numaralı konpartmana giriyorum.Altı kişilik konpartmanda dört bayan bir bay üç tane de çocuk bulunmakta.Bu gruba birde ben ekleneceğim.Bu şartlarda Tatvan a kadar yolculuk etmem oldukça zor.Yolculuğun Sivas a kadar olan bölümünü ayakta geçirdikten sonra konpartmana girip durumu izah edip uyumaya başlıyorum.Akşam uyanıyorum ve yemek yemek için yemekli vagonu aramaya başlıyorum.Treni baştan başa geçmeme rağmen  yemek kokusunu bile hissedemedim.Tren görevlisini bulup ümitsizce yemekli vagonu soruyorum.’oğlum bu trende yemekli vagon yok’ diyor.Sanırım beş dakika  sonra kendime geldim bu cevabın üzerine.kopartmana geri dönüp elimdekileri gözden geçirdim.Sadece 2 tane poğaça.Tren çeşitli istasyonlarda duruyordu fakat eşyalarımın güvenliğinden dolayı trenden ayrılamıyordum.

 

Bingöl ün Genç ilçesinden geçmekteydik. Bu ilçenin ismini sürekli terör haberlerinde duymuştum. Bir trenin penceresinden yeni bir coğrafyayı keşfetme heyecanıyla bakıyordum. Herşey normal diyordum içimden.Birkaç kilometre sonra her şey değişecekti oysa.Batı Anadolu da birçok dağa tırmanmama rağmen hiç görmediğim sarp dağlar uzanacaktı gözbebeklerime.Sonra terkedilmiş,yakılmış üzerinde kurşun izlerinin hala var olduğu tren istasyonlarından geçecektim.Kondüktörlerin yerini çelik yelek giymiş vücutları kurşunla kaplı,elleri tüfekli görevliler alacaktı.

 

Lise yıllarında Yılmaz Erdoğan ın o ünlü şiirini ezberlemiştim.Muş ovasının yalancı maviliğine bir vagonun penceresinden rüzgar saçlarımla oyun oynarken şahit olacaktım ve ovadaki çiftçilerin 40 dereceyi bulan sıcaklığın altında,tek bir ağacın gölgesi bile olmaksızın insan üstü bir sabır ve yetinme duygusu ile çalışması yıllar sonra bile hafızamdan silinmeyecekti.



 Yaklaşık 32 saat tren yolculuğunun ardından Tatvan a ulaştım.Orada beni bekleyen ve geziyi birlikte yapacağım Şekip ile buluşup.Bitlis’in Güroymak ilçesindeki evine giderek son hazırlıkları gözden geçirdik.80litrelik sırt çantam,mat ve çadır halkın dikkatini hemen çekiyordu.Belediyeye ait itfaiye aracının şoförü beni izlerken yoldan çıkıp yolun kenarına vurmuştu.Çocuklar ise tüm gezi boyunca beni yabancı sanıp,bazen  bildikleri birkaç İngilizce kelimeyi söylemeye çalıştılar,bazen  para istediler bazende o dönemde hazırkart reklamına çıkan Tarkan a benzetip,Tarkan Tarkan diye bağırdılar.

 

İlk durağımız Türkiye’nin en büyük krater gölü olan nemrut gölü ve dağıydı.Dağa tırmanıp orada kamp kurmak için jandarma karakoluna gidip izin alınması gerekliydi.Jandarmaya girişte görevli asker ‘abi silahları şuraya koyuyoruz ‘dedi.Dedim silahım yok ki benim.İlginç gelmişti bana.Görevli subaylarla görüşüp izini aldıktan sonra Nemrut a doğru yola çıktık.

 

Tırmanışa  sabah altı  gibi başlayacaktık.Akşam saatlerinde köye vardık.Bölgede bulunan diğer köyler gibi yoksul kaderine terkedilmiş bir köydü.



Genelde yaşlılar yaşıyordu köyün gençleri ekonomik nedenlerden dolayı Van a gitmişlerdi.Evlerine konuk olduğumuz aile görülmemiş bir misafirperverlikle her şeylerini bizimle paylaştılar.Evdeki kadınlar bizimle oturmuyor,aynı masada yemek yemiyorlardı.Ev halkının çok azı Türkçe biliyordu.Küçük kız çocukları ise neredeyse hiç bilmiyordu.Aralarından bazıları televizyon sayesinde birkaç kelime öğrenmişlerdi.O köyde kadınlar için hayat güneş doğmadan önce başlıyor,güneş battıktan sonra bitiyordu.Durmaksızın çalışıyorlardı.Saatlerin bir hükmü kalmamıştı.Zaman gündoğumu ve günbatımından ibaretti. Bu gördüklerim çok ciddi bir hayat öğretisiydi benim için.Nemrut un doğal güzelliklerinden çok daha anlamlıydı bu hayatlar ,bu inanç,bu mücadele…


 

Sabahın ilk ışıklarıyla yola çıkıyoruz.Yanımıza coğrafyayı bilen yaşı bir amca rehber olarak katılıyor.Yaşından dolayı biraz tedirgin oluyorum.Bitlis te yolculuk için hazırlık yaparken yöre halkı sürekli olarak yanınızda silah var mı diye soruyordu.Hiç anlam verememiştim.Kendimizi korumak için yanımızda sadece dirgen  adı verilen bir tarım aleti vardı.




Yolculuk sürecinde ani bastıran şiddetli bir yağmura yakalandık.Çadırı kurallara hiç uymayan bir zemine kurarak ıslanmaktan kurtulduk.İlerleyen saatlerde rota üzerinde o bölgede yaşayan bir çobanla karşılaştık.O güne kadar o irilikte çoban köpeği gördüğümü hiç hatırlamıyorum.Kısa zaman içerisinde çay yaparak elinde bulunan son yufkaları ve otlu peyniri bizimle paylaştı.Yaklaşık 8 saatlik yürüyüşün ardından gölün kıyısında yer alan kamp alanına vardık.



Çadırı kurup hemen balık tutma çalışmalarına başladık.




Keyifli bir yemeğin ardından çevreyi dolaşma fırsatım oldu.Gece sakin başlamıştı fakat ilerleyen saatlerce çok büyük bir fırtına koptu.Şiddetli bir rüzgar ve durmak bilmeyen yağmur,çadırın içerisinde rehin almıştı bizi.Bir ara cahil cesaretiyle çadırdan çıkıp yağmur altında çadırın etrafına su kanalları kazdım.3 mevsimlik çadırım bu rüzgara zor dayanıyordu ve fırtına bitmek bilmiyordu.Dağın yamaçların kaya parçaları kopuyor,sesleri çok net duyuluyordu.O gece hayatımın en uzun iki gecesinden  bir tanesiydi.(Diğeri Uludağ da ayak parmaklarımı hissetmediğim geceydi) Nasıl uyuduğumu hatırlamıyorum ama sabah muhteşem bir hava vardı.


Hızlı bir kahvaltı yapıp çevreyi dolaştım ve bir ayının ayak izleriyle karşılaştım.Orada ayı olacağı söylenmişti ama inanmamıştım.Öğleye doğru minibüsle 2 bayan geldi.Konuşmak istedim ama Fransız olduklarını hiç tahmin etmemiştim.Çok ilginç gelmişti bu durum.Nemrut ta 2 fransız bayan…

Nemrut Türkiye'nin en büyük krater gölü olup, adını MÖ 2100'de yaşamış Babil Hükümdarı Nemrut'tan alıyor.Biri sıcak, iki krater gölü var. Soğuk göl 13 kilometrekare büyüklükte, derinliği 155 metre. Sıcak gölün suyu 60 santigrat dereceye varıyor. Üç kilometrekare alana sahip. En derin noktası 100 metre civarında. Nemrut gölüyle ilgili coğrafi ve genel bilgi bu şekilde.Ama son yıllardaki küresel ısınmadan ötürü sayısal değerlerde bir takım değişmelerin olması muhtemel.

Gezi dönüşünde şansımız yardım ediyor ve bölgeyi gezmeye gelen bir amcanın kamyonetine atlayıp Tatvan’a geri dönüyoruz.

 




DİĞER VAN YAZILARI
TÜMÜ

 ARKADAÞIMA GÖNDER
 

YAZI İLE İLGİLİ YORUMLAR

Kedim



28.08.2008 21:25
Ben de aynı trene bindim ve oralara gittim sayende. Çok net anlatmışsın. Sağol.
cherryblossomgirl



29.08.2008 09:01
çok güzel bir yazı ve fotoğraflar da anlatmış geziyi. eline sağlık ve binrotaya tekrar hoşgeldin :)
camkenari



29.08.2008 10:00
çok istediğim ama cesaret edemediğim bir tren yolculuğu yapmışsın..eline sağlık
Zeynep



29.08.2008 11:29
çok güzel bir yazı olmuş okuduğumda anladım ki özlemişim oraları kalemine sağlık
süleyman



29.08.2008 11:34
yazını keyifle okudum.ve fotoğrafların da çok beğendim
gezginmavii



01.09.2008 14:53
yorumlarınız için teşekkür ederim
asust



01.11.2008 21:19
İşte çok iyi yazılmış bir gezi yazısı...Tepeden tırnağa Anadolu kokuyor...Oraların sarıya kesmiş coğrafyasının verdiği hüzün, yalnızlık hissi ve farklı kokusu insanın burnunu sızlatıyor...Tren yolculuğunuz o kadar gerçekçi ki...Çok başarılısınız kutluyorum. 10 Puan.
tütü



23.02.2009 13:34
Doğuyu ve güzelliklerini daha çok taşımalıyız sitemize.Uzak ve zor ama güzel ve gizemli öyle çok yöre var ki.Nemrut krater gölü de onlardan biri.Güzel yazı için teşekkürler gezginmavi,bence sürprizli tren yolculuğu ve fırtınalı çadırlı gece renk katmış gezine...
enise



29.04.2009 23:05
Doyamadım bu yazıyı okumaya.Kesinlikle (tütü)sevgili arkadaşım Tülay'a katılıyorum.Anadolu' yu taşımalıyız siteye.Tren yolculuğu,macera,bilgi her güzellik var yazıda.Bence bu kadarla kalmamalı,yazmalısınız.Süper bir yazı..Sevgili İsmet ayrıca çok incesin beni kırmayıp yazıyı okumam için büyüttün.Teşekkür ederim öğretmenim...
gezginmavii



29.04.2009 23:34
Rica ederim Enise hanım.Yazımı beğenmenize inanın çok sevindim.Gezi,macera,bilgi ve fotoğraf okulların kapanması ile birlikte binrota da yerini alacaktır.Tekrar teşekkür ederim ilginize
Toplam Kayıt: 11 Gösterim Adedi: ««  Önceki       Sonraki  »»
ARKADAÞIMA GÖNDER
Ana Sayfa | SSS | Yasal Uyarı | İletişim |   RSS
Copyright. All Rights Reserved. Binrota.com.
|